F Tipi Örgüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F Tipi Örgüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2010 Çarşamba

GENERALİNİ TESLİM EDEN, ERİNİ KORUYAMAZ

Çukurca’da verilen 7 şehitle ilgili şu manşeti atmış Zaman gazetesi: “yine baskın, yine soru işaretleri”. (Zaman, 21 Temmuz 2010) Zaman’ın iddiasına göre Emniyet Genel Müdürlüğü, 8 Temmuz’da, 60 kişilik bir terörist grubun Çukurca sınırındaki askeri birliklere eylem yapacağı istihbaratını vermiş ancak gerekli tedbirler alınmamış. Sonuç 7 şehit.
Hayır, bu haberden sonra oturup cemaatin hedeflerini, TSK’ya yönelik “asimetrik psikolojik savaşın” nedenlerini, ABD’nin AKP ve F Tipi Örgüt üzerinden TSK’ya karşı yürüttüğü operasyonu vs. yeniden yeniden yazmayacağız…
Cemaatin niyeti de hedefi de malum. Şemdinli’den beri aynı yöntemi uyguluyor. Bu tip yayınlar öyle “normalleşti” ki, okur her saldırıdan sonra TSK’dan daha fazla kuşku duymaya başladı. Neredeyse “PKK suçsuz, TSK suçlu” ilan edilecek…
Biz bu yazımızda olaylara saldıranın değil saldırılanın penceresinden bakacağız; hatayı tespit edip çözümü arayacağız.
GENERALİNİ VEREN, ERİNİ KORUYAMAZ
Önce bir soru: Bir ordu generalini mi daha iyi korur, erini mi?
“Her ikisini de” gibi genel geçer bir yanıt vermeyin lütfen; insan hakları, eşitlik vs. gibi kavramları bir yana bırakın ve gerçekçi olun.
Bir ordu, generalini, erinden daha iyi korur! Daha doğrusu korumalıdır.
Peki Türk Ordusu açısından durum öyle midir? Maalesef değildir.
Ergenekon tertibi karşısında generalini koruyamayan TSK, erini koruyamaz hale geldi! “Arınç’a suikast palavrası” üzerinden kozmik odalarına girilmesine engel olamayan bir Ordu, “kağıt parçası” ile subaylarının tutuklanmasına sessiz kaldı, yaptığı bir seminere bile sahip çıkamayarak, seminere katılan generallerini F Tip Örgüt’e kaptırdı!
KOMUTANLAR, STRATEJİK MEVZİYİ TERKETTİ
Yığınakta yapılan hata telafi edilemez! Stratejik mevzi terk edilmez!
Bunlar genç subayların harp okulunda öğrendiği en temel askeri kurallardır; Kurmayın ömrü boyunca zihninden çıkarmadığı en temel yasalardır.
Ama gelin görün ki, Türk Ordusu’nu dün ve bugün yönetenler bu iki temel kuralı zihinlerinden çıkarmışlardır. İster emekliliğe beş kala sendromu diyin, ister korku… İster NATO’culuktandır diyin, ister teslimiyetçilik…
KENDİNİ KORUYAMAYAN, HALKI HİÇ KORUYAMAZ
Generalini teslim ettiği için erini koruyamayan Ordu, halkını da koruyamaz!
Ellerinde Türk bayraklarıyla ağalığa karşı yıllardır mücadele eden Diyarbakır Cumhuriyet Köyü Muhtarı Mehmet Tanrıkulu bakın ne diyor: “TSK şu anda Amerika ve AKP’ye karşı kendini koruyamadığı gibi beni de koruyamıyor!” (Aydınlık, 11 Temmuz 2010)
İşte Türkiye’nin gelip dayandığı nokta burasıdır. TSK kendini de halkını da koruyamaz hale gelmiştir.
ERGENEKON’LA GARDI DÜŞEN, AÇILIM’LA NAKAVT OLUR!
Mevzileri tek tek terk eden TSK, kendi varlığını tartışmaya açtırdı: Önce TSK’nın PKK’yla mücadele edemediği fikri işlendi, ABD’nin anlık istihbarat paylaşmasıyla kendini savunabilen Ordu imajı yaratıldı; ardından Başbakan TSK yerine Kandil’e bizzat NATO’yu çağırdı; şimdi de TSK yerine “özel ordu”nun güneydoğu sınırımızı korumasının çalışmaları başlatıldı!
Ergenekon tertibi ile generali teslim alınan, gardı düşürülen TSK, işte şimdi Kürt Açılımı ile lağvedilme sürecine sokulmuştur!
Yazının en başında “hatayı tespit edip, çözümü arayacağız” demiştik. İşte çözüm hatanın tam göbeğinde:
Önce General’ini kurtaracaksın!

Mehmet Ali Güller
21 Temmuz 2010

24 Aralık 2009 Perşembe

Arınç’a suikast yalanı ve F Tipi “Perdeleme Operasyonu”

Arınç’a suikast iddiasının yalan olduğu, Genelkurmay’ın açıklamasıyla da teyid oldu. Ancak daha önemlisi suikast iddiasıyla, aslında TSK’ya yönelik bir perdeleme operasyonu yapıldığı gerçeğiydi. TSK, kendisine yönelik “asimetrik psikolojik savaş”a “yanıt ararken”, F Tipi örgütün “perdeleme operasyonu”na maruz kalmıştır.
Açalım; ama önce suikast iddiasını çürüten olgulardan üçünü sıralayalım:
1.. Suikast iddiasıyla suçlanan Albay ve Binbaşı, 47 günde 25 araç kiralayarak bölgede “keşif” yapıyor. 25 araçla topu topu 80 km yol yapılmış. İzleme faaliyeti için yüksek düzeyde profesyonel bir çalışma tarzı. Üstelik Albay ve Binbaşı Bumerang isimli araç kiralama şirketinden, özelikle güzergâh takibine yarayan GPS cihazının olmadığı araçları kiralayacak uzmanlıkta… Ve de Albay ve Binbaşı, suikast iddiasıyla baskına uğradıklarında da ayrı ayrı araçlarda yer alacak çapta…
Ancak bu uzmanlığa sahip subaylar, Arınç’ın adresini bir türlü ezberleyemeyip kâğıda yazmışlar! 2.. Suikast iddiasını ortaya atanlar, ihbarın 20 gün önce yapıldığını, Albay ve Binbaşı’nın da 20 gündür izlendiğini yazdılar. Demek ki, Albay ve Binbaşı 20 günde ne adresi ezberleyebilmiş, ne de Arınç’ın evini bulabilmiş! Üstelik subaylar iddiaya göre Arınç’ın evinin çevresinde defalarca güvenlik kameralarına yakalanmış! Çevresinde dolanıp dolanıp, üstelik ellerindeki kâğıtta adres yazılı olduğu halde, bir türlü hedefi bulamayan iki subay!
3.. Arınç’a suikast gibi çok ciddi bir iddia ile baskına uğrayan iki subay, iddiaların “büyüklüğünün” tersine serbest bırakıldılar! Demek ki savcı, yazılan çizilen iddiaların “büyüklüğünü kavrayamamış! Bu arada yazılan çizilenlerin tersine, iki subayın aranması sırasında ne silaha, ne mühimmata, ne ses kayıt cihazına, ne de teknik takip cihazına rastlanmadığının altını çizelim!
Peki, suikast yalan olduğuna göre gerçekte olan biten nedir?
Önce Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasındaki bir satır arasını hatırlatalım: “Söz konusu askeri personel, uzun süredir devam eden, kastedilen bölgeye yakın bir yerde oturan ve bilgi sızdırdığı iddia edilen bir askeri personel hakkında bilgi toplamak üzere görevlendirilmişlerdir”.
İşte suikast yalanının nedeni budur!
TSK, en doğal hakkı olarak, personelini kendisine yönelik “asimetrik psikolojik savaş”a karşı görevlendirmiştir. “35 kişilik ABD özel birimi” destekli F Tipi Örgüt ise TSK’nın “asimetrik psikolojik savaşa” karşı yürüttüğü çalışmaya karşı “perdeleme operasyonu” yapmıştır. Ergenekon tertipçileri, TSK’nın yüksek komuta kademesine de “ sakın karşı hamle yapma” mesajı vermiştir. Mesajı güçle destelemek için de iki subayı deşifre etmiştir!
“Tarihi fırsat” kaçmadan uygulamaya geçmek ve BOP projesine direnenleri hizaya sokmak gayreti, “asimetrik psikolojik savaş”ın boyutunu hem pervasızlaştırmakta hem de –nasıl olsa halk uyuyor diyerek- daha da ciddiyetsiz kurgular yapmaya itmektedir.
Son bir haftada yaşananlar bile tertiplerin çapsızlığını, ciddiyetsizliğini ortaya koymaya yetmektedir. İntihar eden Yarbay Ali Tatar’a ilk tutuklandığında sorulan soruya bakınız: “Mayıs 2008’de, Beylerbeyi Deniz ve Öğretim Komutanlığı’nda, eski Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur, Doğu Perinçek’le bir toplantı yaptı ve burada size ‘köprü personel’ görevi verildi mi?” Şehit Yarbay böyle bir sorunun neresini yanıtlayabilirdi ki?! Çünkü Perinçek, “Mayıs 2008”de Ergenekon tertibiyle zaten hapisteydi!
Tertipçileri bu pervasızlığa iten nedenlerden biri de, basınımızın, daha 1. iddianamede “Perinçek Ergenekon’un tüzüğünü şu tarihte, şu evde, şunlarla yazdı” denildiğinde, “Perinçek o tarihte Haymana Cezaavi’nde yatıyordu” demeyi yüksek sesle söyleme-yazma cesareti gösteremememizde aramak lazım.
Ayrıca “asimetrik psikolojik savaş”ın boyutunun, çapsız-pervasız köşe yazarlarının kaleminde “Ey İlker Başbuğ. Subayın krokiyi yutmuş, ağzından çıkarmışlar, al sana ıslak belge, inanmıyorsan tükürük testi yap” şeklinde cıvıklaşmasını da basın tarihimize not edelim.

Mehmet Ali Güller
24 Aralık 2009