Cheney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cheney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2009 Cumartesi

Erdoğan’ın kahramanlık öyküleri

Dovos’daki dramayla Türk milletine ve Arap halkına “kahraman” olmaya çalışan Tayyip Erdoğan’la ilgili öyküler anlatılmaya devam ediyor!
Yeni öyküyü de Egemen Bağış patlattı: Meğer Tayyip Erdoğan, ABD’nin 4 Temmuz 2003’de, Süleymaniye’de 11 askerimizin başına çuval geçirdiği onur kırıcı olayda, ne kahramanlıklar yapmış..!
Egemen Bağış aynen şöyle söylüyor: “O askerlerimizin orada içerisine düştüğü durumdan sonra Başbakanımız dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüştüğünde, ki o gün ulusal tatil günüydü ve zorla buldurduk tatil yaptığı yerden... 4 Temmuz ABD’nin bağımsızlık günüydü, 'Bizim çocukları çabuk serbest bırakın' dedi. Cheney, 'Sayın Başbakan emin olun ki durumları çok iyi' dedi. Başbakanımız dedi ki 'Ben hapis yatmış biriyim. Gözaltında, hapiste olan kişinin durumunu bana anlatmayın bunu kabul edemem, çabuk o çocukları serbest bırakın' dedi ve onları Başbakanımız kurtardı.”
Erdoğan’a atfedilen kahramanlık öyküsünün özeti şu: Erdoğan Cheney’ye posta koymuş ve askerlerimizi kurtarmış!
Erdoğan ve kurmayları, alemi balık hafızalı sandıkları için yerel seçimler öncesinde bir de bu hikayeyi uydurdular!
Egemen Bağış, Erdoğan’ın Cheney’yle yaptığı bu konuşmanın yalanlanamayacağını düşünüyor çünkü AKP iktidarında devlet adamlarıyla yapılan görüşmelerde tutanak tutulmadı, tutulmuyor…
Gelin biz de Erdoğan’ın 4 Temmuz’daki gerçek hikayesini hatırlatalım o zaman…
Öncelikle Erdoğan’ın Cheney’ye “posta koymasıyla” o gece (4 Temmuz 2003 Cuma) askerlerimiz serbest bırakılmadı. O gece havaalanında tutuklu halde bekletilen 3 subay ve 8 astsubayımız ertesi gün yani 5 Temmuz Cumartesi günü sorguya alındı. Sorgunun ardından askerlerimiz başları çuvallı olarak helikopterlerle Bağdat’a götürüldü. Askerlerimiz 6 Temmuz 2003 Pazar günü, bir de Bağdat’ta sorgulandı.
Bu arada 5 Temmuz’dan itibaren Türk milleti görülmedik eylemlere, protestolara imza atıyordu. Milletin ABD’ye karşı tepkisi had safhadaydı.
Bu şartlar altında ABD, askerlerimizi 7 Temmuz 2003 Pazartesi sabahı serbest bıraktı!
Yani Egemen Bağış’ın uydurduğu gibi askerlerimizi o gece telefon konuşmasıyla Erdoğan kurtarmadı! O telefondan tam üç gün sonra askerlerimiz serbest kalabildi.
AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan, milletimizin onurunu kıran bu olaya karşı ABD’ye hesap soramadığı gibi milletimizin onurunu daha da kırdı: “ABD’ye nota verilecek mi” diye soran gazetecilere de, “Ne notası, müzik notası mı veriyoruz?” yanıtını veren Erdoğan, milletimizin hassasiyetiyle dalga geçti.
Peki dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bu süreçte neler yaptı? Gül, programını hiç bozmadı ve Kayseri’ye mantı yemeğe gitti. Orada gazetecilerin olayla ilgili sorularına da “lokal bir olay” yanıtı vererek küçümsedi!
Sırf yerel seçimlerde yelken şişirebilmek için böyle bir hikaye nasıl uydurulur? Türkiye’yi yönetme iddiasındaki bir parti böyle bir komediye nasıl imza atar? Sorular çoğaltılabilir.
Ama şu süreçte yanıt tektir: Goethe’nin dediği gibi “çözümde yer almayanlar, problemin bir parçası olurlar”.
Haydi çözüme..!

Mehmet Ali Güller
7 Şubat 2009

31 Mart 2008 Pazartesi

Başbakan Başsavcıyı ABD'ye şikayet etti

AKP'nin kapatılması davası, geçen hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney arasında gündeme gelmiş. Cheney'ye partisine açılan kapatma davası hakkında bilgi veren Başbakan Erdoğan, kendisinin iddianamede "ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eşbaşkanı" olarak gösterildiğini söylemiş. (Milliyet, 31 Mart 2008)
Milliyet'in konuyla ilgili sorusunu basın sözcüsü Kathy Schalow aracılığıyla yanıtlayan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson da şunları söylemiş: "Sözü edilen konu Başkan Yardımcısı Cheney tarafından gündeme getirilmemiştir. Başbakan'ın sözlerini ise Türk tarafından öğrenmeniz gerekecektir."
Wilson'un yanıtına göre, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin bir iç konusu hakkında, ülkesini bir başka ülkeye resmi bir ikili görüşmede şikayet etmiştir! Değilse, Başbakanlık ABD Büyükelçiliğini biran önce yalanlamalıdır! Hatta, devlet gibi devletsek, Başbakanlık yalanlamayla yetinmemeli, maksatlı şekilde yalan beyanda bulunduğu için ABD Büyükelçisi Wilson'la ilgili başka tedbirler de almalıdır.
Ancak herhangi bir yalanlama yapılmaması Erdoğan'ın ülkesinin başsavcısını ABD'ye şikayet ettiğini maalesef doğruluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 3 Kasım 2002'de başlatılan tasfiye girşiminin geldiği boyuttur bu!
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP ile ilgili iddianamesinde "Bir ABD projesi olan ve kapsamındaki ülkeleri ılımlı İslami rejimlerle yönetmeyi amaç edinen Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı olduğunu her fırsatta tekrarlayan Başbakan Erdoğan..." ifadesini kullanmıştı.
İddianameden daha önce de İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından gündeme getirilen bu "görev", Erdoğan tarafından yalanlanmaya çalışılmıştır! Erdoğan, kendisinin BOP değil, BM çerçevesinde İspanya Başbakanı ile birlikte yürüttüğü Medeniyetleri Uzlaştırma Projesi’nin eşbaşkanı olduğunu söylemiştir.
Ancak Başbakan'ın ve kurmaylarının bu düzeltme girişimleri gerçeği değiştirememiştir! Başbakan Erdoğan BOP eşbaşkanı olduğunu tam 7 kez dile getirmişti:
1. Erdoğan, 16 Şubat 2004 gecesi, Kanal D'de, Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında aynen şöyle dedi: "Şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım."
2. Erdoğan 28 Temmuz 2004 günü, İran'da bir gazetecinin "Büyük Ortadoğu Projesi'nde ortak hedef olarak İran gösteriliyor. Bu konu gündeme geldi mi?' sorusu üzerine "Demokratik ortak olarak Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde, bu projenin eşbaşkanları arasında yer aldığını" ifade etti. (http://www.akparti.org.tr/haber.asp?haber_id=4808)
3. Erdoğan 8 Haziran 2005 günü basın mensuplarının sorusu üzerine, "Geniş Büyük Ortadoğu Projesi'nde demokratik ortak olarak bir görev üstlendiğini ve bu görevle birlikte eş başkanlığın verildiğini" anımsattı ve devamla çeşitli ülkelere yaptığı ziyaretlerin bu görev kapsamında olduğunu belirtti: "Şu anda Ortadoğu coğrafyası üzerindeki ülkelere yapmış olduğumuz ziyaretler ve onlarla yapmış olduğumuz görüşmelerde, bu konulara özellikle yaptığımız vurgular hep bunun açık, net örnekleridir. Yani bizim sınırdaşımız, komşumuz olan örneğin bir Suriye, bir Ürdün, bir Lübnan, Kuzey Afrika ülkeleri, Fas, Tunus, bunlara yaptığımız ziyaretler, hepsi bunun birer adımıdır ve bu da devam edecek." (http://www.akparti.org.tr/haber.asp?haber_id=10522)
4. Erdoğan, 21 Şubat 2006 günü TBMM'de AKP Grup Toplantısında şöyle dedi: "Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesindeki rolümüz bize özellikle Ortadoğu'da önemli görevler yüklemektedir."
5. Erdoğan, 4 Mart 2006 günü AKP İstanbul Bayrampaşa İlçe Kongresi'nde şöyle dedi: "Türkiye'nin Ortadoğu'da bir görevi var. Biz Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz." (http://www.akparti.org.tr/haber.asp?haber_id=11245)
6. Erdoğan 30 Mayıs 2006 günü, TBMM'de AKP Grup Toplantısında "Eşbaşkanlık görevini kabul ettik." dedi.
7. Erdoğan 27 Temmuz 2006 günü CNN'de Larry King Show'da şöyle dedi: "Daha önce Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afraka girişimi içerisinde zaten yer almıştık. Burada gerek barış, gerek huzur, gerek insan hakları, hukukun üstünlüğü, ileri demokrasi için bir eşbaşkanlık görevi üstlenmiştik."
Peki Eroğan 16 Şubat 2004’ten beri tam 7 kez dile getirdiği görevini şimdi neden yalanlıyor!? Yalanlama girişimi son birkaç gündür olsaydı, “Başsavcı’nın kapatma davası nedeniyle” yorumu yapılabilirdi. Ancak davadan da önce başladı bu yalanlama girişimleri…
Bir zamanlar övünerek dile getirilen bu görev yalanlanmaya çalışılıyorsa, demekki ABD ve Büyük Ortadoğu Projesi ciddi bir şekilde inişe geçmiş!
“Ergenekon” tertibi de bu inişin bir telaşesi zaten!

Mehmet Ali Güller
31 Mart 2008