Nitelikli Sanayi Bölgesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nitelikli Sanayi Bölgesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2010 Perşembe

KÜRT AÇILIMI DEĞİL BARZANİ AÇILIMI

Türkiye ile “Kuzey Irak” arasında “tam ekonomik entegrasyona” karar verildi!
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı sıfatıyla ve 6 yıl aradan sonra Türkiye’ye gelen Barzani istediğini koparttı ve bölgesi ile Türkiye arasında “tam ekonomik entegrasyon” kararı alınmasını sağladı.
Barzani’nin gecikmesi nedeniyle 40 dakika geç başlayan ikili görüşmelerden sonra Barzani ile Davutoğlu basın karşısına geçti. Davutoğlu alınan şu kararları ilan etti:
1.. Türkiye ile Kuzey Irak arasında tam bir ekonomik entegrasyon çalışması yürütülecek.
2.. Ortak enerji, ticari, ulaştırma stratejisi olacak.
3.. Türk Hava Yolları en kısa zamanda Erbil seferlerine başlayacak.
4.. Ziraat Bankası ve diğer bankalar Kuzey Irak’ta şube açacak.
5.. Aydınlar, öğrenciler ve üniversiteler arasında temaslar yoğunlaşacak. Böylece yeni bir tarih bilinci de sağlanacak.
ABD AÇILIMI: KÜRT AÇILIMI, BARZANİ AÇILIMI
Alınan kararlardan da görüldüğü gibi AKP’nin “Kürt Açılımı”nın Kürt kökenli yurttaşlarımızla bir ilgisi yok. İlk günden beri dile getirdiğimiz “AKP’nin Kürt Açılımı aslında ABD’nin Kuzey Irak açılımıdır” gerçeği bir kez daha kanıtlanmış oldu. AKP’nin “Kürt Açılımı”na artık “Barzani Açılımı” da diyebiliriz.
Yorumcular her ne kadar Barzani-Davutoğlu görüşmesinde yalnızca Türk Bayrağı bulunmasını analiz ettiyseler ve buradan AKP’nin diplomatik başarısını çıkardıysalar da alınan kararlardan görüldüğü gibi Barzani’nin pek bayrağa da ihtiyacı yok aslında…
Netice itibariyle “tam ekonomik entegrasyon”la başlayan sürecin hedefinin “siyasi entegrasyon” olduğunu biliyoruz. Çünkü AKP, ABD’nin kendisine çizdiği rotada ilerliyor. Gelin o rotayı yeniden anımsayalım:
ABD: KUZEY IRAK İLE GÜNEYDOĞU TÜRKİYE ENTEGRE OLMALI
Irak işgali günlerinde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson şöyle tarif etmişti Washington’un planını: “Irak’ın kuzeyiyle Türkiye’nin güneydoğusu ve doğusu, tek bir ekonomik bölge olmalıdır”. Yani ABD Büyükelçisi AKP’ye, daha önce Özal’a dayattıkları ama TSK engeline takılan “Türkiye himayesinde Kürdistan” planını dayatmıştı!
AKP, iktidar yapılmasının bedeli olarak bu dayatmaya uygun çalışmalara başladı:
AKP İKİZ YASALARI TBMM’DEN GEÇİRDİ
AKP, 4 Haziran 2003 günü BM’nin ikiz sözleşmelerini TBMM’den geçirdi! “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ile “Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi” isimli bu ikiz sözleşmeler Türkiye’yi etnik ve ekonomik parçalamanın yasal zeminlerini oluşturacaktı. Nitekim Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, “bölgemizin su ve enerji kaynaklarını bize bırakın” derken, arkasını AKP’nin TBMM’den geçirdiği bu ikiz sözleşmelere yaslıyordu.
DİYARBAKIR NEREYE MERKEZ?
Başbakan Erdoğan, 2004 başındaki Washington temaslarının ardından yurda döndüğünde Kanal D ekranından artık şöyle sesleniyordu: “Şu anda ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım”. O günden beri her fırsatta şu soruyu soruyoruz: “Diyarbakır nereye merkez olur?”
EYALET YASALARI
AKP 15 Temmuz 2004 tarihinde de TBMM’den Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nu geçirdi. Merkezi otoriteyi yani Ankara’yı zayıflatan bu yasa, belli parçalara böldüğü bölgelerdeki iktidar odaklarına yerel hükümetler kurma zemini oluşturuyordu.
AKP 25 Ocak 2006 tarihinde de Türkiye’yi 12 eyalete bölen yasayı, Kalkınma Ajansları Yasası’nı TBMM’den geçirdi. Yasaya göre Türkiye etnik ve ekonomik temelde bölgelere bölünüyordu.
ABD’NİN NİTELİKLİ SANAYİ BÖLGESİ PLANI
Ardından ABD’nin kıdemli Türkiye analistlerinden Prof. Henry Barkey’den öğrendik ki, Obama Türkiye’ye “Kürtlerin yaşadığı Türkiye Güneydoğusu ile Kuzey Irak’ı kapsayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi’nin kurulmasını” önermeye hazırlanıyordu.
Ve ardından AKP’nin “Kürt Açılımı” geldi…
Ergenekon, Balyoz, Anayasa Değişikliği, Kasetler, yardım konvoyu derken, AKP elinde BOP kayasına çarpan Türkiye gemisi su almayı sürdürüyor…

Mehmet Ali Güller
3 Haziran 2010

10 Temmuz 2009 Cuma

Iraklı Kürtleri himaye, Türkiye’yi parçalar!

ABD düşünce kuruluşu olan “Uluslararası Kriz Grubu”nun raporu hemen tüm yayın organlarında “Iraklı Kürtler Türkiye’ye katılmak istiyor” başlığıyla yayınlandı.
En son söyleyeceğimizi şimdiden söyleyelim. Bu rapor yalandır!
ABD’nin bu raporu, bir sonucu değil, bir niyeti beyan eden, bilimsel olmayan bir “kağıt parçası”dır.
“Kukla Devlet” nasıl yaşar?
Raporun hangi hedefle hazırlandığını anlamak için şu soruyu sormamız ve yanıtını vermemiz gerekiyor:
ABD’nin Irak’ın kuzeyinde inşa ettiği ve resmiyete büründürmeye çalıştığı “kukla devlet” nasıl yaşar?
ABD askerleri 1 Temmuz itibariyle şehirlerden çekilmeye başladı. 2011’e kadar çekilmeyi tamamlayacak. Bu süreç içerisinde 30-35 bin kadar askerini de Irak’ın kuzeyinde konuşlandıracak. Ancak ABD eni sonu bu bölgeden tasını tarağını toplayıp mecburen gidecek. Yenilerek gidecek!
Peki ABD bu bölgeden gittiği zaman, “kukla devlet” nasıl yaşayacak?
Denize bağlantısı olmayan, güneyden Irak, batıdan Suriye, doğudan İran ve kuzeyden Türkiye ile kuşatılan bir devletçik nasıl yaşar?
“Kukla devlet”, Türkiye himaye ederse yaşar!
Kukla devletçik, bölgesel kuvvetleri açısından ya İran ya da Türkiye’nin himayesinde yaşar ancak. İran’ın gerek ABD ile ilişkileri nedeniyle, gerekse Şii nüfuzu bakımından ABD’nin böylesi bir projesine mahkûm kalamayacağı görülüyor. Dolayısıyla sorumuzun aslında tek yanıtı var. ABD’nin kukla devletçiği ancak ve ancak, Türkiye himaye ederse yaşar!
1986 yılında ABD Savunma Bakan Yardımcısı William Taft tarafından Özal’a getirilen ve dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Üruğ tarafından reddedilen plan, aslında budur.
ABD, o tarihten bu yana (aslında proje 60’larda başlıyor) “Türkiye himayesinde Kürdistan” planını pişirip pişirip Ankara’nın önüne getiriyor. Özal’dan bu yana Türkiye’yi yöneten hemen her hükümet bu plana onay vermiştir. Çillerli, Tayyip Erdoğanlı dönemler, ABD planlarının ivme kazandığı dönemler olmuştur.
Ancak, Org. Necdet Üruğ, Org. Necip Torumtay, Org. İsmail Hakkı Karadayı, Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu gibi Genelkurmay Başkanları da, bu planın Türkiye’yi parçalanmaya götüreceğini görerek ve saptayarak, plana direnmiştir! TSK bugünkü komuta kademesiyle de bu plana direnmektedir, direnmeye devam da edecektir!
TSK bu uğurda Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’i bile şehit vermiştir!
Nitelikli Sanayi Bölgesi aldatmacası
ABD’nin eski Ankara büyükelçilerinden Pearson’un, “Irak’ın kuzeyi ile Türkiye’nin güneydoğusu tek bir ekonomik bölge olsun” sözleri; geçen haftalarda, kıdemli istihbaratçı Prof. Henry Barkey’in, ABD’nin “Kürtlerin yaşadığı Güneydoğu ve Kuzey Irak’ı kapsayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi’nin kurulmasını” önerebileceğini açıklaması; AKP’nin çıkardığı “Kalkınma Ajansları” ve “Kamu Yönetimi Temel Kanunu” da bu himaye planının ekonomik altyapısını oluşturuyor.
Ankara’ya Kerkük havucu
ABD Raporu, “Türkler böylece Kerkük’e dolaylı sahip olacak” şeklinde de havuç sunuyor! ABD aynı havucu 1. Körfez Savaşı sırasında da sunmuştu. Hatta Özal, “bir koyup üç alacağız” diye formüle etmişti ABD havucunu… Ancak Türkiye, üç koyup, bir bile alamamıştı! Kamuoyu imal etmek maksatlı bu raporlarla, hep Musul-Kerkük kartları, hep petrol kozları dile getirilir.
“Irak’ın siyasal birliği ve toprak bütünlüğü” korunmalı
“Türkiye’nin Irak’lı Kürtleri himaye etmesinde ne sakınca var?” diye soranlarınız olabilir… “Ne güzel, petrolü de denetimimize alırız” diyenleriniz de vardır belki…
Iraklı Kürtleri himaye edecek bir Türkiye bölünür, parçalanır!
Iraklı Kürtleri himaye edecek bir Türkiye, bölgenin ikinci İsrail’i olur!
Iraklı Kürtleri himaye edecek bir Türkiye, Türklerle Arapları düşman yapar, ABD’ye daha kolay lokma yapar!
Kuzey Irak Türkiye’ye girer; özerk yapı, federasyon, konfederasyon, o model, bu model derken, en sonunda bölünme, parçalanma olur!
Bölgede haritalar bir değişmeye başladı mı, ardı arkası kesilmez maalesef!
O bakımdan Türkiye, en baştan kırmızı çizgi ilan ettiği “Irak’ın siyasal birliği ve toprak bütünlüğü” formülüne sahip çıkmalıdır!

Mehmet Ali Güller
9 Temmuz 2009

23 Haziran 2009 Salı

Kuzey Irak’tan Güneydoğu’ya ABD’nin “Nitelikli Sanayi Bölgesi” Projesi

ABD’nin Türkiye analistlerinden Prof. Henry Barkey, Wall Street Journal’da, Obama’nın Türkiye’deki Kürt sorununun çözülmesi için devreye girmesini istedi. Kıdemli istihbaratçı Barkey, ABD’nin ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla da “Kürtlerin yaşadığı Güneydoğu ve Kuzey Irak’ı kapsayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi’nin kurulmasını” önerebileceğini belirti. (Wall Street Journal, 22 Haziran 2009)
Barkey’in önerisi aslında yeni değil. ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile Kuzey Irak’ın tek bir ekonomik bölge haline getirilmesi gerektiğini söylemişti.
Pearson’ın da, Barkey’in de açıkça dile getirdikleri aslında ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan” planıdır.
Bu planın uygulanabilmesi için bugüne kadar AKP eliyle çıkarılan yasalardan en önemli üçü şunlardır:
1. İkiz sözleşmeler TBMM’den geçirildi. BM’nin ikiz sözleşmeleri diye bilinen “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ve “Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi” başlıklı uluslararası sözleşmeler, 4 Haziran 2003 günü TBMM'de onaylandı.
Bu sözleşmeler, Türkiye’yi etnik ve ekonomik parçalama yasaları olarak değerlendiriliyor.a) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “bölgenin su ve enerji kaynaklarını bize bırakın” derken, arkasını AKP’nin TBMM’den geçirdiği bu ikiz sözleşmelere dayıyordu!
b) Başbakan Erdoğan’ın Bush’la görüşmesinin ardından ekranlardan verdiği şu mesaj da yine ikiz sözleşmelerin eseridir: “Şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım”.
1. AKP, Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nu 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM’den geçirdi. Bu yasa da, bölgelerdeki iktidar odaklarına yerel hükümetler kurma zemini oluşturuyor.
2. Kalkınma Ajansları yasası TBMM’den geçirildi.
AKP Türkiye’yi 12 “eyalet”e bölen yasayı, 25 Ocak 2006 tarihinde TBMM’den geçirdi. ABD ve AB’nin çıkması için yoğun baskı uyguladığı yasa, Türkiye’yi etnik ve ekonomik temelde bölgelere ayırıyor.
ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan” planı tüm boyutlarıyla yürürlükte…
Önce AKP iktidara getirildi. Yasalarla zemin oluşturuldu. Irak işgaliyle coğrafya duruma hazır hale getirdi. Çuval operasyonuyla TSK’ya silah gösterildi. Ergenekon tertibiyle direnecek kuvvetler oyun dışı bırakıldı… Şimdi sıra Irak’ın kuzeyindeki yönetimi resmi olarak tanımakta… Yani Kukla Devleti kabul etmekte…
Cumhurbaşkanı Gül aracılığıyla başlatılan “açılım” işte bu aşamanın enstrümanıdır!

Mehmet Ali Güller
23 Haziran 2009